Elma Yetiştiriciliği

2013 yılında Dünya’da 80.822.520 ton elma üretimi yapılmış olup Ülkemiz 3.128.450 ton ile 4. sırada yer almaktadır. Bu üretimimizin 741.740 tonunu ihraç etmiş bulunmaktayız. Ülkemizdeki meyve veren yaştaki ağaç sayısı 47.077.491 adet, meyve vermeyen yaştaki ağaç sayısı ise 16.305.464 adettir. Kişi başına tüketim miktarımız ise 27,3 kg’dır.

1) ELMA BAHÇESİ KURULMASI

Yer-Yöney ve Mevki Seçimi

Elma yetiştiriciliği pahalı ve uzun vadeli bir yatırımdır. Bu bakımdan yetiştiriciler bahçe kurarken ciddi hatalar yapmamalıdır. Sebzecilikte yapılan hatalar bir mevsim sonra giderilebilir, ancak elma ağacının ticari ömrü 30-50 yıl olduğu için bahçe kurulurken çok iyi planlama yapılmalı ve hataya meydan verilmemelidir.

Gelecekteki başarı büyük ölçüde uygun yer seçimine bağlıdır. Çevresi meyilli ya da tepelerle çevrilmiş çukur veya alçak alanlardaki elma bahçeleri hem ilkbaharın geç donları hem de şiddetli kış soğuklarından olumsuz yönde etkilenir. Soğuk hava akımına olanak verecek şekilde taban düzlüğü bulunan hafif meyilli araziler bahçe yeri için çok uygundur.

Elma bahçesi eldeki arazinin biraz yüksek yerlerine kurulmalıdır. Bu iyi bir hava akımının sağlanmasına olanak verir. Böyle bir yer hem geç ilkbahar donlarının riskini azaltır, hem de mantari hastalıkların yayılmasını önleyici etki yapar. Kışı şiddetli geçen yerlerde meylin önemi geç ilkbahar donlarından korunmak yönünden çok büyüktür. Böyle yerlerde hafif meyilli alanlardaki ağaçlar dondan zarar görmedikleri halde, düz yerdeki ağaçlar önemli ölçüde zarar görürler. İlkbaharın donlu gecelerinde 1’er m yükseklik farkı olan 100 m aralıklı iki nokta arasındaki sıcaklık farkı 2,5-3°C’dir. Kış donlarının etken olduğu yerlerde hakim rüzgarlardan, korunmuş meyilli yerlerin seçilmesi gerekir. Tepelerin yukarısı meyilli yerlere göre her ne kadar don zararına daha az duyarlı ise de, ağaçlar meyveye zarar veren kuvvetli iki nokta arasındaki sıcaklık farkı rüzgarların etkisinde kalabilir. Güneye meyilli yerler ilkbaharda tomurcuk gelişmesini hızlandırırken, kuzeye meyilli yerler geciktirir.

İklim

Elma ılıman, özellikle soğuk-ılıman iklim meyvesidir. Genellikle dünyada 30°-50° arasındaki enlemlerde yetişmektedir. Yüksek ışık yoğunluğu, elmada çok iyi renk oluşumunu sağlar ve pazar değerini artırır. Bu ışık güneşteki ultraviyole ışınlarıdır. Ayrıca toz ve duman gibi hava kirliliğinin olmadığı temiz yerler elma yetiştiriciliğinde öncelik almalıdır.

Elma ağacı düşük sıcaklıkların olduğu sert kışlara dayanıklıdır. Kış dinlenmesi sırasında gövdeler -35,-40°C’ye; açmış çiçekler -2,2/-2,3°C’ye ve küçük meyveler ise -1,1/-2,2°C’ye dayanırlar. Elma kış aylarında meydana gelen sıcaklık dalgalanmalarını sevmez. Kışın ılık bir havadan sonraki ani sıcaklık düşüşleri elmada kış zararlanmalarına neden olur. Düşük sıcaklıklara dayanma yönünden çeşitler arasında farklılıklar vardır.

Meyve türleri arasında elma kış dinlenmesine en fazla gereksinim duyan bir türdür. Genel olarak 7°C’nin altında geçen saatler toplamı meyve türlerinin kış dinlenmelerini tamamlamasında ölçü olarak kabul edilir. Yetersiz soğuklama sonucu çiçeklerin bir kısmı ölür, geriye kalan çiçeklerin açılması da normale göre hem daha geç hem de düzensiz olur. Böylece geç açan çiçekler döllenme yetersizliği nedeniyle genellikle dökülür. Soğuklamasını giderememiş elma ağaçlarında yaprak gözleri sürmez ve ağaç çıplak kalır. Bu durumda güneş yanıklığı tehlikesi artar. Elma yüksek yaz sıcağından hoşlanmaz, sıcağın normalin üstüne çıktığı durumlarda ağaçlardaki gelişme yavaşlar ve tümüyle durur. Meyve dökümleri artar ve meyve kalitesi bozulur. Sıcaklığın çok yüksek olduğu yerlerde meyve yanıklarına da rastlanır. Genel olarak sıcaklık 40°C’nin üzerinde seyrettiği zaman büyüme durur, daha yüksek sıcaklarda ise zararlar görülmeye başlar.

Büyüme mevsimi içerisinde düzenli olarak dağılmış ve toplam 500-600 mm’yi geçen yıllık yağış başarı şansını arttırır. Sulama olanağının var olduğu yerlerde yıllık yağış toplamı daha az önemlidir. Her ne olursa olsun elma yetiştiricileri bahçe kurmadan önce sürekli su kaynağını garanti etmelidirler.

İlkbahar ve yaz gelişme mevsiminde havadaki oransal nemin yüksek olduğu yerlerde üretim maliyeti genellikle yükselir. Çünkü bu koşullarda hastalıklar ve özellikle kara lekenin kontrolü güçleşir ve daha çok ilaçlama zorunluluğu ortaya çıkar. Diğer koşullar aynı olduğu halde, mantari hastalıkların kontrolünün kolay olduğu yerlere öncelik verilmelidir. Nispi nem yaz aylarında çok düştüğü zaman Haziran dökümü arttığı gibi meyve kalitesi de düşer. Oransal nem döllenme yönünden de önemlidir. Çiçeklenme zamanında oransal nemin azalması dişicik tepesinin kurumasına neden olduğundan çiçek tozlarının çimlenmeleri güçleşir.

Toprak

Her ne kadar bazı çeşitler seçici ise de elma genellikle birçok toprak tiplerinde başarılı sonuç verir. Bahçe kurulacak yerdeki alt toprağın yapısı toprak yüzeyinin çeşit ve kalitesinden daha önemlidir. Alt toprak, bitki kökleri hiçbir zaman su içerisinde kalmayacak ve köklerin yayılmasını kolaylaştıracak şekilde drene edilmelidir. Sert ve suyu tutan bir alt toprak gelişmeye engel olur, ağacın büyümesi ve ömrünü olumsuz yönde etkiler, çok açık ve çok geçirgen bir alt toprak da hiç su tutmayacağı için istenmez.

Elma yetiştiriciliği için en iyi topraklar; içerisinde yeteri kadar humus ve nem bulunan, tınlı, kumlu-tınlı veya tınlı-kumlu geçirgen derin topraklardır. Elma; derin, serin hafif süzek toprakları sever, killi-kireçli soğuk toprakları sevmez, çünkü bu tip topraklarda kök kısımları çeşitli mantar ve bakteri enfeksiyonuna yakalanır. Sarılık (kloroz) hastalığı meydana gelir.

Elma bahçesi kurulmadan önce toprak tahlili yaptırılmalı; kireç, tuz problemi olan yerlere, taban suyu seviyesi yüksek, toprak kalınlığı az olan arazilere bahçe tesis edilmemelidir.

Döllenme Biyolojisi

Elma çeşitleri genel olarak kendine kısırdırlar. Kendine kısırlık; bir çeşidin kendi çiçek tozu ile döllenmemesidir. Ancak yabancı döllenme ile iyi bir ürün alınabilir. Elma çeşitleri % 90 arılarla döllenir. Arı çiçek zamanında çok önemli olup; açık sakin ve güneşli havada çok iyi çalışır. Sıcaklığın 18°C’nin altında olduğu havalarda arı hemen hemen hiç çalışmaz. 27°C’nin üzerinde ise çalışma yavaşlar, genç elma bahçeleri için gerekli arı miktarı her 4 dekar için bir kovan veya her 30-40 dekar için 15.000-20.000 arıdır. Tam verime geçmiş ağaçlar için bu miktar 3-4 katına çıkarılmalıdır. Elma bahçesi kurarken çeşit yönünden şu özelliklere dikkat edilmelidir;

  • Dölleyici çeşitler ana çeşitten 12-15 m’ den daha uzakta olmamalıdır.
  • Çeşitler arasında melezlemede kısırlık bulunmamalıdır.
  • Çeşitlerin çiçek açma zamanları uyuşmalıdır.
  • Çeşitlerin meyveye yatma yaşları aynı olmalıdır.
  • Çeşitler her yıl düzenli ürün vermelidir.
  • Bahçede yeterli miktarda arı bulundurulmalıdır.
  • Çeşitler tozlanma yönünden en elverişli plana göre düzenlenmelidir.

Fidan Çukurlarının Açılması Ve Dikim

Fidan dikiminden önce arazi tesviye edilmeli ve pulluk tabanı dip kazan kullanılarak kırılmalıdır. Kare, dikdörtgen, üçgen ve satranç dikim şekillerinden biri tercih edilerek çukur yerlerinin işaretlemesi yapılmalıdır.

Dikim aralık ve mesafeleri kullanılacak anacın cinsine göre şu şekilde belirlenmelidir.

  • Klasik yüksek boy çöğür anaçlarında; 8 m x 8 m,
  • M 9 anacı üzerine aşılı çeşitlerde; 1,5 m x 3,5 m, 2m x 3,5 m veya 1 m x 3 m,
  • MM 106 üzerine aşılı spur çeşitlerde 2,5 m x 4 m veya 3 m x 4 m,
  • MM 106 üzerine aşılı kuvvetli çeşitlerde; 3 m x 5 m veya 3 m x 6 m,
  • Çöğür üzerine aşılı spur çeşitlerde 3 m x 5 m veya 4 m x 5 m. olmalıdır.

Dikim zamanı Aralık, Ocak, Şubat ve Mart aylarıdır. Fidan çukuru açılırken işaret kazığı çıkarılacağından yerinin kaybolmaması ve bütün fidanların aynı derinlikte dikilmesi için dikim tahtası kullanılır. Dikim tahtası iki ucu ve ortasında kertikler bulunan 120-140 cm uzunluğunda, 5-10 cm genişliğinde bir tahtadır.

Çukurlar açılırken şu hususlara dikkat edilmelidir.

  • Hafif topraklarda fidan çukuru fidanın köklerini alacak derinlik ve genişlikte olmalıdır.
  • Sert topraklarda 50-60 cm. derinlik ve genişlikte açılmalıdır.
  • Çukur açılırken alt toprak bir tarafa, üst toprak bir tarafa konmalıdır.

Fidanlar dikilmeden önce budanırlar, bu budama ile söküm esnasında ezilen, kopan ve yaralanan kökler sağlam yerlerine kadar kesilir. Birbiri üzerine gelmiş kökler ayıklanır. Kök ile gövde arasında dengeyi temin için taç kısmından bazı dallarda çıkarılabilir.

Bahçe tesisinde 1 yaşlı fidan kullanılmalıdır. 1 yaşlı fidanların tutması kolaydır. Aynı zamanda istenilen şekil verilebilir. Fidan dikilirken, dikim tahtası tekrar kullanılır. Dikim tahtasının kenarlarındaki kertikler daha önce çaktığımız kazıklara yerleştirilir. Ortadaki kertik fidanın geleceği yeri gösterir. Üstten çıkan toprakla çukurun dibine bir kümbet yapılır. Budaması yapılan fidan bu kümbete dikim tahtası da kullanılarak kümbet üzerine yerleştirilir. Burada dikkat edilmesi gereken husus aşı yerinin zeminden 8-10 cm yukarıda, aşı yönünün ise güney istikametinde olmasıdır. Çukurdan çıkan alt toprakla bir miktar yanmış çiftlik gübresi karıştırılarak köklerin etrafına atılır. Çukur açılırken farklı yerlere konan alt ve üst topraklar çukur doldurulurken alt toprak üste; üst toprak alta gelecek şekilde doldurulur. Bu işlemlerden sonra fidan iki ayak arasına alınarak toprak iyice sıkıştırılıp can suyu verilir. Dikim işi tamamlandıktan sonra anacın çeşidine uygun olarak fidan tepesi (80-100 cm’den) kesilir.

2) ELMA BAHÇESİNİN BAKIMI

Toprak İşleme

Elma genellikle organik maddece zengin hafif-orta bünyeli drenaj sorunu olmayan toprakları sevdiğinden özellikle sonbahar toprak işlemelerinin elma yetiştiriciliğinde önemi büyüktür. Toprak tavında iken pullukla 15-20 cm derinlikte işlenerek üst kısımda bulunan organik maddelerle, suda erirliği zayıf olan bitki besin maddelerinin ve havadaki oksijenin alt kısmı özellikle kök bölgesinde oluşan karbondioksitin de havaya karışması sağlanmış olur.

Toprak işlemesi yapılmayan ve kötü hava koşullarındaki bahçelerde;

  • Ağaç köklerinin gelişmesi yavaşlar ve durur.
  • Toprakta besin maddelerinin bitki tarafından alımı azalır.
  • Mikroorganizma faaliyetleri yavaşlar, bitkilere toksik (zehirli) etki yapan bazı organik bileşikler oluşur.
  • Organik maddelerin ayrışmalarından ve kök solunumundan açığa çıkan karbondioksit oksidasyonu önler.
  • Toprak suyunun tutulması ve alınması azalır.

Toprak fiziksel ve kimyasal özelliklerine önemli derecede etkisi olan sonbahar toprak işlenmesi ile fosfor gibi güç eriyen bitki besin maddelerinin de kök bölgesine ulaşması sağlanır. İşleme ile üst katmanı gevşetilmiş olan toprak, kış yağışlarından bol miktardan su alarak gözenekleri gevşetir. İlkbahar sıcakları ile buharlaşan suyun yerine hava oksijeni aldığından kabarmış mikroorganizma faaliyeti artmış, basıldığı zaman sünger gibi esneyen bir toprak yapısı meydana gelmiş olur.

İlkbahar gübrelerinin verilmesinden hemen sonra yüzeysel toprak işlemesi yapılarak gübrenin toprağa karışması ve yabani otların ölmesi sağlanır. Bundan sonra toprak işlemesi yapılmayıp yabancı otlarla ilaçlı mücadele yapılır.

Elma yetiştiriciliğinde toprağın fiziksel özelliklerini iyi durumda tutmak gerekir. Fazla toprak işlemenin zararını gören bazı ülkeler ot ve nem kontrolü ile ağaç köklerinin üst tabakadan da yararlanmasını sağlamak için, 2 değişik sistem uygulamaktadırlar. 1. Sistem; tüm sahanın yılda iki kez ot öldürücülerle ilaçlanmasıdır. 2. Sistem; yalnız ağaç sıra üzerlerinin şerit halinde ilaçlanması ve ağaç sıra aralarının devamlı biçilerek otlu bırakılmasıdır.

Yağmur, sulama, tarım alet ve makinalarının neden olduğu toprak sıkışmasını gidermek için 5-6 yılda bir kez, eylül ayında ağaç tacının izdüşümünde dip kazanla 80 cm’lik aralıklarla 40-50 cm derinlikte toprak patlatılmalı ve kabartılmalıdır.

Gübreleme

Dikim Öncesi Gübreleme ve Alınacak Önlemler

Meyve ağaçlarında köklerin rahat gelişip büyüyebilmesi için tarlalarda oluşan pulluk tabanındaki taban taşını kırmak gerekmektedir. Bu işlem için iklimin sıcak ve kurak olduğu dönemde 90 cm x 90 cm ara ile 40-50 cm derinlikte dip kazan geçirilerek tarla sürülür.

Meyve bahçesi tesis edilmeden önce mutlaka toprak tahlil edilmelidir.

Meyve ağaçları genellikle toprak reaksiyonu (pH) 6,5-7,5 arasında organik madde ve mikro besin maddelerince yeterli olan arazilerde iyi gelişir. Toprak pH’si 7,5’den yüksek ise pH’nin 1 birim düşürülebilmesi için dekara yaklaşık 200 kg kükürt pulluk derinliğine sürülerek gömülmelidir.

Toprağın organik madde kapsamı % 2,5-3’ten az ise yanmış çiftlik gübresinden 3-4 ton/da verilmelidir.

Fidan dikim gübrelemesinde çiftlik gübresinin yanı sıra fidan kök bölgesi etrafına 150-200 gr Triple Süper Fosfat verilerek karıştırılır.

Dikim esnasında çukurlara ahır gübresi verilmiş ise ayrıca suni azotlu gübre vermeye gerek yoktur.

Gençlik Döneminde Gübreleme

Toprak pH’sı 7’nin üstünde olan topraklarda mutlaka Amonyum Sülfat gübresi kullanılmalıdır. Azotlu gübre ikinci yıldan itibaren her bir yaş için 150 gr. Amonyum Sülfat (% 21) gübresi kullanılır. Bunun yarısı Şubat-Mart aylarında diğer yarısı da Mayıs ayında verilir. Azotlu gübre ağaç taç iz düşümüne serpilip çapa ile karıştırılır.

Fosforlu ve potasyumlu gübreler hareket kabiliyetlerinin çok sınırlı olmasından dolayı kök derinliğine gömülerek verilmelidir. Karaman ilinde yapılan toprak analiz çalışmalarına göre toprakların potasyumca zengin olmasından dolayı potaslı gübreler kullanılmamaktadır.

Fosforlu gübre ise her 2-3 yılda bir toprak tahlili yaptırılarak ortalama yaş başına 50 gr. triple süper fosfat veya DAP uygulanmalıdır.

Mahsul Döneminde Gübreleme

Tam olarak ürüne yatmış meyve ağaçlarının gübrelenmesinde, toprak tahlili yapılmamış ise genel kural olarak her yaş için 150 gr. Amonyum Sülfat (%21) ile 2-3 yılda birkez de her ağaca ortalama 750 gr. Triple Süper Fosfat veya DAP verilmelidir.

Azotlu gübre dozu ağacın yaşı ne olursa olsun 3 kg’ı geçmemelidir. Verilen fosforlu gübre toprak yüzeyine bırakılmayıp kök derinliğine gömülmelidir.

Azotlu Gübreler: Ağaç gövdesinden 1 metre uzağa taç izdüşümüne serpilerek çapa ile toprağa karıştırılır.

Fosforlu Gübreler: Ağaç tacı altına açılan 15-20 cm. derinlikteki hendeklere gömülür.

Fosforlu gübreler, ağaç köklerinin çok yüzeyde ve işçiliğin pahalı olduğu hallerde ağaç tacı altında açılan 8-10 adet 15-20 cm. derinliğinde çukurlara gömülür.

Fosforlu ve Azotlu gübreler, toprak işlemenin traktörle yapılabileceği hallerde ağaç taç iz- düşümüne, sıralara paralel geçen15-20 cm. derinlikte açılan çizilere verilebilir. 1 nolu sıralara bir sene, 2 nolu sıralara ertesi sene verilir.

Verim çağına gelmiş ağaçlarda gübreleme tavsiyelerinde yalnızca toprağın değil yaprak, hatta meyve analizlerinden de faydalanılır. Bu nedenle verim çağındaki bahçelerden 4-5 yılda bir yaprak örneği alınır. Yaprak analizleri ağacın yeterli beslenip beslenmediğini gösteren önemli bir kılavuzdur.

Sulama

Bitkinin etkili kök bölgesindeki kullanılabilir suyun % 20’si ile % 50’si kaybolduğunda; bitkiler için gerekli suyun, kök bölgesine verilmesine sulama denir. Sulamada amaç, bitki gelişmesi için gerekli suyu en kolay ve randımanlı şekilde bitki kök bölgesinde depolamaktır.

Elma bahçelerinde en çok uygulanan sulama yöntemleri uzun tava, karık ve damla sulama yöntemleridir. Bunlardan bitki için en uygun olanı damla sulama yöntemleridir. Damla sulamanın başlıca üstünlükleri;

  • Verilecek su miktarı ayarlanabilir.
  • Kimyasal gübrelerin en etkin biçimde doğrudan bitkinin kök bölgesine verilmesi sağlanır.
  • Sulama suyundan % 30-50 oranında tasarruf sağlanır.
  • Sıralar arası sulanmadığından sıra aralarında yabancı otlar az gelişir.
  • Bakım işleri kolaylaşır.
  • Toprakta aşınmaya ve taşınmaya neden olmaz.
  • Sulama işçiliği azalır, önemli oranda verim artar.
  • Gövdeye su değmediğinden mantari hastalıklar azalır.
  • Tuzlu topraklarda, tuz zararını en aza indirir.
  • Gereksiz su kaybına engel olur.

Sulamaya gelmiş bir bahçe sabahın serin saatlerinde bile yapraklarında matlaşma ve pörsüme ile su isteğini belli eder. Sulama zamanı tespitinde toprak nemine bakılır. Bitkiler kendilerine gerekli olan suyun % 75-80’ini üst, 60 veya 90 cm’lik toprak katından alırlar.

Sulama periyodu içinde bir çapa derinliğine (10-15 cm) kadar olan toprak yüzeyi genellikle kurudur. Bu yanılgıyı önlemek için toprağın üst 10-15 cm çapa derinliği kaldırılarak 30 cm derinlikten alınan orta bünyeli bir toprak, avuçla sıkıldığı zaman bir topaç halini alıyorsa, 30 cm kadar yukarıya atıldığında parçalanmıyorsa sulamaya ihtiyaç yoktur. Eğer toprak topaç haline gelmiyor ve dağılıyorsa sulamaya ihtiyaç vardır. Ağaçların sabah saatlerinde yapraklarında matlaşma ve pörsüme varsa bahçedeki derin köklü yabancı otlarda sararma ve solma varsa sulama zamanı gelmiş demektir.

Bitkiye ihtiyacı kadar su verilmelidir. Böylece bitki normal gelişmesini sağlar, meyve dökümü az olur, verim ve kalite artar. Suyun az verilmesi halinde bitkinin gelişmesi yavaşlar meyveler küçük solgun ve kalitesiz olur. Aşırı sulama yapıldığı taktirde ise, gereksiz su kaybı olur, derinlere sızan su taban suyunu yükseltir, toprağın tuzlulaşmasına neden olur, havasızlık nedeniyle mantari hastalıklar meydana gelir.

Elma bahçeleri ne zaman ve kaç defa sulanmalıdır? Sorusuna gelince; yağışın en az olduğu dönemlerde bitkide su açığı olacağından bu dönemler iyi tespit edilmelidir.

Elma bahçeleri 1 yıl içinde 4-6 defa sulanmalıdır. İlk sulama Haziran ayı içerisinde; ikinci sulama azotlu gübre uygulamasının arkasından yapılmalıdır. Bunu takip edecek sulamalar yağış durumuna ve toprağın yapısına göre ayarlanmalıdır. Temmuz ve Ağustos aylarında 20 günde bir su verilmelidir. Eylül’ün 15’inden sonra sulama işlemine son verilmelidir. Bu ağaçların kış donlarına dayanıklılığı için önemlidir.

Budama

Meyve ağaçlarının düzgün ve kuvvetli bir taç meydana getirmelerini verim çağında uzun süre kalmalarını ve kuvvetten düşmeye başlamış ağaçların yeniden canlandırılarak bir süre daha kaliteli meyve vermelerini sağlamak amacıyla yapılan dal kesimi, eğme, bükme işlemlerine budama denir.

Budama yapılmayan ağaçlarında, budananlar gibi çiçek açmaları ve meyve vermeleri budamanın zorunlu olup olmadığı sorusunu akla getirebilir. Hiç budanmayan ağaçlarda çok sık bir taç oluşur. Bu ağaçların ilk yıllarda meyveleri kaliteli olabilirse de daha sonra giderek meyveler küçük, renksiz ve gösterişsiz kalmaya başlarlar. Ayrıca budanmayan bazı meyve ağaçlarda periyodisite (Bir yıl bol ikinci yıl çok az ürün verme) olayına çok sık rastlandığı gibi, dalların alt kısımları çok çabuk çıplaklaşmakta ve ağaç şemsiye şeklini almakta, dalların ürün veren alanları uç kısımlarına kaymakta ve azalmaktadır. Bundan başka budanmayan meyve ağaçlarında hastalık ve zararlılarla savaş, meyve toplama (Derim) gibi teknik işlerde güçleşmektedir. Kısacası modern meyve yetiştiriciliğinde budama zorunludur.

Budamanın Amacı

Budamanın amaçlarını şu şekilde özetleyebiliriz.

  1. Meyve ağaçlarını en kısa zamanda ürün vermeye yönlendirmek ve onları uzun süre verim çağında tutmak.
  2. Ağaçlarda sağlam ve dengeli bir taç oluşturmak.
  3. Bakım, hastalık ve zararlılarla mücadele, hasat işlemlerini kolaylaştırmak.
  4. Işığın ağaçların iç kısımlarına kadar girmesini sağlamak, yapraklarda besin maddelerinin yapımını arttırmak.
  5. Bazı meyve tür ve çeşitlerinde görülen bir yıl bol bir yıl az meyve verme (Periyodisite) veya dinlenme durumunun düzenlenerek her yıl düzenli ürün vermelerini sağlamak.
  6. Meyve kalitesini iyileştirmek.

Budamanın Zamanı

Ağaçların yaprak dökülmesi ile ilkbaharda tomurcukların patlaması arasında geçen kış dinlenmesi devresi budama için en uygun zamandır. Kışı ılık geçen yerlerde ağaçlar kış dinlenmesine girdikten bir süre sonra yapılacak budamalar, zaman bakımından en uygun dönemde yapılmış olur. Ancak kışı sert geçen yerlerde şiddetli donlar sona ermeden budama yapılmamalıdır. Orta Anadolu Bölgesinde budama zamanı Aralık, Ocak, Şubat aylarıdır. Budamanın İlkbahar gelişme dönemi başlamadan önce bitirilmesi gerekir.

Kısaca, en uygun kış budama zamanı ağaçlar yapraklarını döktükten bir süre sonraki ve İlkbahar gelişme döneminin başlamasından biraz önceki devrelerdir.

Değişik Doruk Dallı Sistem (Modifiye-Lider)

Bir gövde üzerinde düzenli aralıklarla dağılmış 3-5 dalın meydana getirdiği bir şekildir. Kuvvetli ve dipten itibaren sürgün yapan yumuşak ve sert çekirdekli meyve tür ve çeşitleri için uygundur. Zayıf gelişen ve dipten itibaren veya gövde üzerinde düzenli dağılmış dal yapmayan tür ve çeşitlere bu şekli vermek güç olur.

Bu sistem, son zamanlarda en çok tercih edilen bir sistem olmuştur. En belirgin üstünlüğü goble ve diğer sistemlere göre çatal dallarının daha kuvvetli teşekkül etmesidir. Ayrıca, gövde üzerindeki yan dallar arasındaki mesafe, diğer sistemlere göre daha fazla olduğu için ağaç daha fazla yük taşır. Yani daha dayanıklıdır. Bu sistemde çatıyı meydana getirecek yan dallar farklı uzunlukta kesilir, yani lider dala en yakın olan uçtaki ana dal en uzun olup, bu uzunluk ağacın aşağısına doğru diğer dallarda azaltılır. Bu durum, farklı kalınlıkta dalların meydana gelmesine sebep olur. Böylece çatallar (Köşeler) daha kuvvetli gelişir.

Meyveye Yatmamış Genç Ağaçlarda Budama

Fidanlar, İlkbahar gelişme döneminden bir süre önce 110-120 cm yükseklikten kesilir. Eğer fidanlar bu yükseklikte ise olduğu gibi bırakılır. İlkbaharda havaların ısınmasıyla fidan sürmeye başlar. Kendi halinde serbest olarak büyütülen fidanlara ilk müdahale Temmuz ayında yapılır. Bu ayda fidan üzerinden 5 ana dal seçilir. Geri kalan dallar eğilmek suretiyle gelişmeden alı konur. Fidanın yerden 40 cm yüksekte bulunan dalı ilk dal olarak seçilir. Bunu izleyerek aralarında 10-20 cm aralık, gövdeye 40-60 ve kendi aralarında 72 derece açı bulunan 4 dal seçilir. Böylece fidanlar kış dinlenme dönemine şekillenmiş olarak girerler.

Kış budamasında, dallar 40-60 cm’ den daha az bir gelişme göstermişlerse dokunulmaz. Ancak dal uçları meyve gözü ile son bulmuşsa o koparılır. Dalların bir kısmı söz konusu uzunlukların üzerindeyse 40-60 cm uzunlukta toprağa bakan bir göz üzerinden, sürgün uzunluğunun 1/3 oranında kesilmelidir.

Ayrıca 5. Dalın üzerinde bulunan ve dik büyüyen dalın tırnak bırakılmadan kesilmesi gerekir. Bu şekilde kış budaması tamamlanmış olur.

Yaz gelişmesi, dönemi içerisinde Temmuz-Ağustos aylarında her fidan yaz budamasına alınır. Bu amaçla her ana dalda bir asıl bir de yardımcı dal olmak üzere 2 dal seçilir, bunların dışında kalan dallar eğilir, bükülür, ana dalların kırılmalara karşı dirençleri artırılır.

Kış budamasında ise, yazın yapılan işler gözden geçirilir. Varsa eksikler tamamlanır. Dalların kesilme uzunlukları çevre şartları dalın kesime göstereceği tepki ve toprak verimliliğine bağlı olmakla birlikte hiçbir zaman 30 cm. den daha kısa dal bırakılmaz. 40-60 cm. arasındaki dallara dokunulmaz, daha uzun olanlar bu ölçülere indirilebilir.

Diğer yıllarda, bu prensipler dikkate alınarak ağaçta 4 yan dal, bir lider oluşturulana kadar şekillendirmeye devam edilir.

Meyveye Yatmış Ağaçlarda Budama

Normal şekil budaması tamamlanmış olan ağaçlar, generatif (Ürün Verimi) ve vegetatif (Sürgün Gelişmesi) faaliyetler yönünden bir dengeye gelmiştir. Buna fizyolojik denge denir. Ağaçlara kazandırılan bu önemli fizyolojik durumun uzun süre devam ettirilebilmesi için ürün budamasının aksatılmaması gerekir. Şekil budamasında olduğu gibi ürün budamasında da bazı prensipler vardır.

Bunları şöyle özetlemek mümkündür.

  1. Meyve ağaçları yaşlandıkça veya sürgün gelişmeleri yetersiz olmaya başlayınca daha şiddetli budanmalıdır. Kesmeler daha kısa olmalı, bükülmüş ve eğilmiş dalların çoğu çıkartılmalıdır.
  2. Ana dallar üzerinde dikine büyüyen bir biri üzerine gelen dallar varsa çıkartılmalıdır.
  3. Ana yardımcı dallardan çıplaklaşmaya yönelenler kısa kesilerek boş yerlerde yani dalların meydana getirilmesine çalışılmalıdır.
  4. Kuru hastalıklı veya zayıflamış dallar diplerinden kesilerek çıkartılmalıdır.
  5. Bir ana veya yardımcı dal üzerinde fazla miktarda meyve dalı oluşmuşsa bunlarda seyreltilme yapılmalıdır.
  6. Ürün budamasında, dal bükme ve eğmelerine yer verilmemeli dallar ancak bağ olarak kullanılmalıdır. (Bodur meyve ağaçlarında bağ uygulanmaz.)
  7. Meyve seyretmesine önem verilmelidir.
  8. Büyüme noktalarındaki dallarda, yaz gelişme döneminde buket şeklinde, zayıf sık beyaz tüylü dallar meydana gelirse bunlar kesilip atılmalıdır.
  9. Obur dallar mutlaka kesilmeli veya bağ olarak kullanılmalıdır. (Yüksek boylu meyve ağaçlarında)

Bodur ve Yarı Bodur Çeşitlerde Budama

Çöğür üzerine aşılı yarı bodur elma ağaçlarında başlangıçta değişik doruk dallı sistem uygulaması ile birlikte her iki dal arasında bir dal gelecek şekilde ileriki yıllarda dal teşekkül ettirilerek uygulanan budama şeklidir. Bu şekil MM 106 elma anacı üzerine aşılı elma fidanlarına da tatbik edilir. M 9 anacı üzerine aşılı elma çeşitlerinde kesim en az seviyeye indirilerek gövde üzerinde 15-30 cm. aralıklarla sarmalı olarak dağılan dallardan oluşan “ince iğ (Slender Spindle)” şekli uygulanır.

  • M 9 anacı üzerine aşılı Starking Delicious, Golden Delicious ve Granny Smith gibi çeşitlerin fidanlarının tepeleri, dikim esnasında 85-95 cm. den kesilir.
  • Yan dallarda hiçbir kesim yapılamaz.
  • Dikimi izleyen ilk gelişme mevsiminin sonunda (Sonbaharda) yan dallar bağlanarak veya bir ağırlık asmak yoluyla aşağı doğru eğilir.
  • İlk dört yıl boyunca yan dallarda hiçbir kesim yapılmaz. Ancak eğilmesi mümkün olmayan çok dik dallar dipten çıkartılırlar.
  • Liderden her yıl, ilk çıkan dal üzerinden kesim yapılarak zikzak vari bir gelişme elde edilir.

Dördüncü yaştan sonra verim budaması başlar. Artık, yan dallarda da kısaltma ve meyve dalcığı çıkartılması yapılabilir.

3) Meyve Seyreltilmesi

Meyve seyreltme işlemi hangi anaç üzerine aşılı olursa olsun bütün elmalarda önemlidir. Ancak çok meyve verme tabiatında olan spur tipi (yarı-bodur) elma çeşitleri ile çok bodur anaç olan M 9 üzerine aşılı standart çeşitlerde daha çok önem arzeder. Meyve seyreltmesi yapılmadığı zaman, dallar aşırı meyve yükü ile etkilenir. Böylece ağaçlar sürgünlerini pişkinleştiremedikleri için kış soğuklarından zararlanır, zayıflar ve ekonomik ömürleri azalır.

Ayrıca meyve seyreltmesi her yıl düzenli ürün almayı sağlar. Elmalarda meyve gözleri, çiçeklenmeden hemen sonra oluşmaya başlar. Meyve gözü oluşması için karbonhidrat birikimi çok önemlidir. Meyve seyreltmesi yapılan ağaçlardaki karbonhidrat birikimi yapılmayanlara göre çok fazladır.

Meyve gözü oluşumu başlamadan önce tamamlanmamış olan meyve seyreltmesi, her ne kadar irilik, renk ve kalitede bir iyileşme yaparsa da ağacın ertesi yılki ürünü etkiler.

Elle Seyreltme

Elmalarda çiçek ve meyve oluşumu hüzmeler şeklindedir. Her hüzmede 5 çiçek vardır. Uygun şartlarda bu 5 çiçeğin 5’i de meyveye dönüşebilir. Elle seyreltmede normal şartlarda bir hüzmedeki 5 meyvenin ortada bulunan “Kral Meyve” dışındakilerin hepsi koparılır. Ancak çok kuvvetli vegetatif gelişme göstermesi şartıyla “Starking Delicious, Golden Delicious vb. elmalarda hüzmede bir yerine iki meyvede bırakılabilir. Halen en çok kullanılan ve en bodur anaç niteliğindeki M 9 anacı üzerine aşılı Starking Delicious, Golden Delicious ve Granny Smith gibi çeşitlerden oluşmuş çok bodur ağaçlarda seyreltmenin dozunu biraz daha arttırmak gerekir. Bu durumdaki bahçelerde gelişme verim ilişkisi etkili olup, bir meyveye 40 yaprak düşecek şekilde aradaki bazı hüzmedeki meyvelerin tamamı seyreltilebilir. Aynı durum MM 106 gibi orta kuvvette gelişen anaç üzerine aşılı Starkrimson Delicious, Starkspur Golden Delicious vb. yarı bodur (spur tipi) gelişen çeşitler içinde geçerlidir.

Elde seyreltmede erken devrede ve çiçeklerin dökülmesinden 10-15 gün sonra yapılmalıdır.

Kimyasal Seyreltme

Kimyasal seyreltmenin elle seyreltmeye göre, daha ucuz olması, meyve kalite ve iriliğini daha çok arttırması, periyodisiteyi kontrol altına alması ve ateş yanıklığı enfeksiyonunu azaltması gibi üstün yönleri varsa da, bazı durumlarda aşırı seyreltme yapılması, bazen yaprak zararlanmasına sebep olması ve ağacın gelişme durumu ve yaşına göre değişken sonuçlar verebilmesi gibi olumsuz yönleri de vardır.

Elmalarda kimyasal seyreltme için birçok madde kullanılmaktadır. Bunlardan en çok bilineni ve kullanılanı SEVİN (1-naphthyl N Methylcarbamate)’dir. Özellikle standart elma çeşitlerinde etkili olmaktadır. Kullanma zamanı tam çiçeklenmeden 15-20 gün sonra olup starking için 150 g/100 lt, Golden için 180 g/100 lt’lik Sevin (% 50 Wp) hesabıyla uygulama yapılmalıdır. Standart çeşitler için etkili olan Sevin’in gerek yüksek dozları gerekse tekrarlanmalı uygulamaları yarı bodur gelişen (spur) Starkrimson Delicious, Starkspur Golden Delicious çeşitlerinde etkili olmamaktadır. Bunun için son yıllarda hem standart hem de spur çeşitler için daha çok 1-Naphtalen Asetik Asit (NAA) ile Naphtalen Aset Amid (NAD, NAAM) kullanılmaktadır.

Tam çiçeklenmeden 10-15 gün sonra 10 ppm dozdaki NAA ve 75 ppm dozdaki NAD uygulamalarının oldukça başarılı sonuç verdiği belirtilmektedir. Bu uygulamalar aynı zamanda Golden Delicious ve Spur Golden çeşitlerinin periyodisite eğilimlerini de giderek her yıl ürün vermelerini sağlamaktadır.

4) HASAT SINIFLANDIRMA AMBALAJLAMA VE DEPOLAMA

HASAT

Elma bahçelerinde büyük bir özenle yapılması gereken işlerden biride meyvelerin toplanmasıdır. Meyvelerin pazar değerinin yüksek olması ve bu değeri korumalarında en önemli nokta hasat zamanının doğru bir şekilde belirlenmesidir. Zamanında hasat edilen meyveler o çeşidin kalite yönünden en yüksek özelliklerini taşırlar.

Hasat erken yapılırsa meyvenin depoda dayanma gücü artar fakat yeme kalitesi düşer. Ayrıca bu meyveler daha hızlı su kaybederek buruşur, acı benek ve kabuk yanığı gibi bozukluklara daha duyarlı olurlar.

Hasat geç yapılırsa meyvelerin depoda dayanma güçleri azalır ve dolayısıyla depolama süreleri kısalır. Bu meyvelerde hastalıktan kaynaklanan zararlar ve aşırı olgunluktan ileri gelen bozulmalar iç kararması artar.

Elmalarda Hasat Zamanının Belirlenmesi

Genel olarak yazlık elmalar ağaç üzerinde gerek toplama ve gerekse yeme bakımından tam bir olgunluğa ulaştıkları zaman toplanmalıdırlar. Bu durumda yazlık elmalar yüksek kaliteli olurlar.

Kışlık elmalarda ağaç olumu ile yeme olumu arasında çeşit özelliklerine de bağlı olarak uzun bir zaman aralığı vardır. Hasat edilen elma hemen yenilecekse yeme olumunu beklemek gerekir. Hemen tüketilmeyecek ve depolanacak ise ağaç olumuna geldikleri (daldan kolayca koptukları) zaman hasat edilebilir.

Elmada hasat zamanının belirlenmesinde teknik kriterler çok olmasına rağmen pratik olarak dikkat edilmesi gereken ölçüler şunlardır.

  • Tam çiçeklenmeden olgunluğa kadar geçen gün sayısı
  • Meyve etinin sertliği; elma çeşitlerinin olgunluk anındaki sertlik dereceleri farklıdır. Meyvenin olgunluğu ilerledikçe meyve eti sertliği geriler.
  • Meyve kabuğunun rengi; hasat zamanının belirlenmesinde kesin bir ölçü olmamakla birlikte çeşide has renk oluşunca hasat zamanı gelmiş demektir. Doğrudan bir ölçü olmayıp, kalite faktörü olarak önem taşır. Renklenme, ışıklanma ve sıcaklık gibi faktörlere bağlı olduğundan önce oluşabildiği gibi, çok sonrada oluşabilir.
  • Meyvenin daldan kopma durumu; elmaların hasadında kullanılan kolay ve en pratik yöntemdir. Elmalar avuç içerisine alınarak hafifçe büküldükten sonra yukarıya doğru itildikleri zaman dallarından kolaylıkla ayrılıyorsa hasat zamanı gelmiştir ve hemen hasada başlanmalıdır. Olgunlaşmamış elmalar bu durumda kopmazlar ve çoğunlukla sap veya dalcık kırılır. Yukarıdaki kriterler denendikten sonra hasat zamanı gelmiş ise hasat işlemine geçilir.

Hasatta dikkat edilmesi gereken hususlar başlıklar halinde aşağıya çıkarılmıştır.

  • Yağışlı havalarda hasat yapılmamalıdır.
  • Meyve daldan koparılırken dallara çarpılmamalı ve yavaşça toplama kaplarına konmalıdır.
  • Meyve parmakla sıkılmamalı, tırnak ve yüzükle çizilmemelidir.
  • Kullanılan toplama kapları ve kasalar pürüzsüz olmalı, içinde meyveyi zedeleyebilecek çivi uçları gibi çıkıntılar bulunmamalıdır.
  • Kaplar ve kasalar aşırı doldurulmamalı ve gölgeye bırakılmalıdır.
  • Hasat işleminde deneyimli işçiler kullanılmalıdır.

En küçük bir yaralama veya bere bile meyvenin dayanma gücünü azaltır. Çeşitli hastalık etmenlerinin girişini kolaylaştırır. Hasat esnasında elmanın bir yumurta olarak kabul edilmesi gerekir. Unutulmaması gerekir ki “Bir çürük meyve bir sandığı bozar.” Bütün bu hususlar göz önüne alınarak hasatta azami özen gösterilmelidir.

SINIFLANDIRMA

Hasat edilen elmalar kasalar içinde ambalaj evlerine getirilir. Burada sağlamlık, şekil, renk ve kalitelerine göre bir seçme yapılır. Daha sonra meyveler iriliklerine göre boylanır. Bütün bu işler küçük işletmelerde elle, büyük işletmelerde ise boylama tasnif makinaları ile yapılır.

Elmalarda kalite sınıflarına ayırma ve boylama Türk Standartlarına göre yapılmaktadır. Bu standarda göre sofralık elmalar Ekstra, 1. Sınıf ve 2. Sınıf olmak üzere üç kalite sınıfına ayrılır.

Ekstra sınıfa giren elmaların 60-65 mm çapında, üstün kalitede ve özürsüz olmaları istenmekte, ayrıca bunlarda şekil, renk ve olgunluk bakımından bir örneklik aranmaktadır. Bu sınıfta 1. sınıftan geçmiş elmalara % 5 oranında tolerans tanınmıştır. 1. sınıfa giren elmaların da belli bir ölçüde özürsüz olmaları koşulu aranır. Bu sınıfa giren elmaların çapları 55-60 mm olmalıdır. Bu sınıfa giren 2. sınıftan geçmiş elmalara % 10 oranında tolerans tanınmıştır. 2. sınıfa giren elmaların çapları 50-55 mm civarında olmalıdır. Ezik ve yaralı meyveler hariç olmak kaydı ile sayı veya ağırlık yönünden % 10 oranında bu sınıfın koşullarına uymayan meyveye tolerans tanınmıştır.

Bütün sınıflarda bir üst veya bir alt boydan adet veya ağırlık yönünden en çok % 10 oranında meyve bulunabilir.

AMBALAJ

Ambalaj, ürünü dış etkenlerden koruyan ve içine konan ürünleri bir arada tutarak taşıma, depolama, dağıtım, tanıtma ve reklam gibi pazarlama işlemlerini kolaylaştıran; metal, kağıt, karton, plastik ve tahtadan yapılan muhafaza kabıdır. Bir başka deyişle; ürünün tüketiciye gidene dek kalite ve özelliğini koruyabilecek biçimde uygun kaplar içine yerleştirilmesine ambalajlama, ürünün bu amaçla konulduğu kaplara da ambalaj denir.

Elma Standardı TS 100’e göre;

Ambalaj: Ambalajlar; taşıma, saklama ve pazarlama süresince elmaları iyi bir durumda tutacak ve sağlığa zarar vermeyecek nitelikte yeni, temiz, kuru, kokusuz, ahşap, mukavva ve diğer uygun malzemeden yapılmış kasa, kutu veya sandık olup, aksine bir istek bulunmadıkça, 80 cm x 120 cm veya 100 cm x 120 cm boyundaki paletlere uygun ölçülerde olmalıdır.

Ambalajların yapımında kullanılan her çeşit malzeme ile içine konulacak kağıt ve benzeri malzeme yeni, temiz, kuru ve kokusuz olmalı, ürüne zarar vermemeli, bunların üzerine yazılacak yazılarda kullanılacak mürekkep, boya ve etiketlerin yapıştırılmasında kullanılan zamk toksik (zehirli) veya diğer şekillerde insan sağlığına zararlı olmamalıdır. Basılı kağıt kullanıldığında yazılı yüzün dışa gelmesine ve ürüne değmemesine özen gösterilmelidir. Ahşap ambalajların yapımında kullanılan tahtalardaki budaklar kaynamış olmalı ve çapları tahta eninin 1/3’ünü geçmemelidir. Ambalajlarda yukarıda belirtilenlerin dışında hiçbir madde bulunmamalıdır.

Kağıtlama: Ekstra sınıfa giren elmaların tümü tek tek kağıtlara sarılır. Yuvalı ya da bölmeli ambalajlara kağıda sarılmadan konabilir. 1. ve 2. sınıf elmalarda böyle bir zorunluluk yoktur. Bunlarda ambalajların iç yüzeylerinin kağıtlanması yeterlidir.

Elmaların kağıtlanmasında kullanılacak sargılık kağıtların en çok 21 gr/m² incelikte, normal nem ile yırtılmayacak dayanıklılıkta ve meyvenin tümünü iyice sarabilecek büyüklükte olması gerekir.

DEPOLAMA

Ekolojik şartlara, pazar durumuna, istenilen saklama süresinin uzunluğuna ve çeşit özelliklerine göre depolama şartları değişir. Hasat edilen meyveler en kısa zamanda sınıflandırılarak zararlanmadan depoya ulaştırılmalıdır. Hasat ile depolama arasındaki süre birkaç günü aşmamalıdır. Bu süre uzadıkça olgunluk ve su kaybı hızlı bir şekilde artacağından çeşitli bozulmalar ve hastalıklar nedeniyle depolama ömrü kısalır.

Depolamanın amacı ürün sıcaklığını düşünerek solunumu en alt dereceye indirmek ve ürünün bozulmasını engelleyerek uzun süre saklayabilmektir. Bu amaca ulaşabilmek için elmaların sıcaklık ve nem istekleri karşılanmalıdır.

Elma çeşitlerinden Starking Delicious, Golden Delicious, Starkrimson Delicious ve Starkspur Golden Delicious çeşitlerinin en uygun depolama sıcaklığı 0 °C, en uygun nispi nem değeri ise % 90 olup, zaman zaman depoların havalandırılması yararlı olur. Granny Smith çeşidi ise üşüme zararına daha hassas olduğu için sıcaklık isteği +3°C ve nem isteği % 85-90’dır. Depolama sıcaklığı kontrol edilirken elmaların -2°C de dondukları bilinmelidir.

Yukarıda bahsedilen çeşitlerin kalitelerini koruyarak uzun süre saklanabilmeleri sıcaklık ve nem isteği dışında en uygun zamanda hasat edilmelerine bağlıdır.

Normalden geç yapılan hasatlarda meyvelerde kısa sürede aşırı olgunlaşma görülecektir. Starking Delicious çeşitlerinde kepekleşme başlayacaktır. Bunun yanında çekirdek evi çürümesi ve iç kararması gibi yapısal bozulmalarda artacaktır.

Normalden erken yapılan hasatta ise su kaybı fazla olacağından yeme kalitesi düşer. Özellikle Golden Delicious ve Starkspur Golden Delicious çeşitlerinde buruşma görülür. Starking  Delicious, Starkrimson Delicious ve Granny Smith çeşitlerinde kabuk renginde bozulmalar ve siyahlaşmalar olur. Ayrıca acı benek ve depo yanıklığı gibi bazı yapısal bozulmalar da kendini gösterecektir.

Tam zamanında yapılan hasat ve uygun depolama koşullarının sağlanması durumunda Golden Delicious ve Starkspur Golden Delicious çeşitleri 5 ay, Starking Delicious ve Starkrimson Delicious çeşitleri 7 ay, Granny Smith elma çeşidi ise 9 ay süre ile başarılı bir şekilde depolanabilmektedir.

Aslında, üniversiteler, ekoloji, yaşam maliyeti, sessiz mahalleler çok önemli. Ancak, sağlığımız çok önemli. Birçok ilaç popülerdir. Diğeri, Retinoblastoma gibi kendine özgü rahatsızlıkları muamele eder. Kesinlikle en popüler olanı Viagra. Çoğu tüketici “Ereksiyon Olamıyor Musunuz” biliyor. Araştırmacılar “Erektil Disfonksiyon” den bahseder mi? Birçok web sitesi onu “viagra 25mg” olarak tanımlıyor. Bazen esrar gibi aşırı miktarda içen erkekler ereksiyonun devam etmesi ve geçici bir çözüm için reçeteyle satılan ilaçlara yönelmesi garip buluyor. Faydalı etkileri ile birlikte, çoğu ilaç çoğu kez herkesin yaşamadığı halde tehlikeli olumsuz etkilere neden olabilir. Eski generics tutmayın. Onları yerel eczaneye götürün; bunları sizin yerinize yapacaktır.